Kayıtlar

Hiç Kimseye Yazılmış Mektuplar / 1

1986 / Güz                                                                                                                                                                                                                                   O gün orada o bankta otururken yan yana, başımı omzuna yaslamak istedim. Yapamadım, sadece çok yorgunum diyebildim. Nedenini sana anlatmadım sen de sormadın zaten. Eğer sorsaydın, sana anlatac...

Kedim Bile Uğramazken Evime

   Güneşin ilk ışıkları ile gözlerimi açtım. Erken uyanmak eskisi kadar zor gelmiyor artık. Üstelik keyifli de olmaya başlamıştı. Ev çok kalabalık olduğundan yalnız kalma fırsatım olmuyordu erken kalkarak bu sorunu halletmiş oldum. En güzeli de güneşin doğuşuna şahit olmak.    Gece yanı başıma bıraktığım kitabı biraz okuduktan sonra akşam yarım bıraktığım günlüğümü tamamladım. Daha sonra kitaplığımı düzenledim. Geçen hafta aldığım ahşap çerçeve gözümü çarptı. Onu boyadım, sarıya... Kimse uyanmadan kahvaltıyı hazırlamak istedim. Dedem uyandığında kahvaltı hazır olmayınca huysuzlanıyordu. Babam kahvaltı yapmadan gitmek zorunda kalıyordu. Küçük kardeşim de aç kalmayı hiç sevmezdi. Onu ne zaman görsem yemek yiyor. Bazen geceleri uyumayıp yemek yediğini düşünüyorum. Buzdolabında yiyecek hiçbir şey kalmaması da bu yüzden sanırım. Kahvaltı için gidip bir şeyler almam gerekecek.    Hızlıca hazırlanıp çıktım evden. Merdivenleri koşar adım indim. Apartmanın kapıs...

*Mektup

Kapının ısrarla çalan ziliyle uyandım. Gözlerimi açamıyordum. Ama kapıdaki ısrarlıydı. Kalktım yerimden. Aylar sonra kapımı çalanın kim olduğunu merak ederek ilerledim.

*Duvar

   Aniden uyandım. Saate baktım. Gece yarısını çoktan geçmiş. Duvara asılı olan fotoğraf, odaya vuran sokak lambalarının ışıklarıyla belli oluyordu. Uzun uzun baktım. Fotoğrafı bir çok defa atmak istedim ama ne zaman atmaya kalkışsam yapamıyordum. En fazla yerinden çıkarıyor ters çevirip masanın üzerine bırakıyordum. Çok geçmeden tekrar yerine asıyordum. İnsan bir çırpıda geçmişini silemiyor ki. Belki de silmek istemiyordum. Bilmiyorum. Fotoğrafa iyice dalıp gitmiştim ki birden alt katta oturanların bağırışıyla irkildim. Kavga ediyorlar. Aslında kanıksamıştık artık bu durumu. Aynı anda konuşuyorlar avazı çıktığı kadar bağırıyorlardı. Sesler bi duruyor bi yükseliyordu. Ellerine ne geçerse birbirlerine atıyorlardı galiba. Sonra hızlıca kapıya vurmaya başladı biri. Hem vuruyor hem "yeter artık bıktık sizden" diye bağırıyordu. Bu karşı dairede oturan Adem amcanın sesi. Adam kapıyı açıp sanane diye bağırmaya başladı. Ortalık iyice kızışmıştı. Bütün apartman uyandı. Acaba Mahir abi...

*alıntı

İpinle çıktım kuyuya Kuyuya çıktım ipinle Dediler, çıkılası değildir kuyu Karanlıktır, inilir. İndir.

Benim Küçük Umudum ^^

  Bir ayete sımsıkı tutundum. "Ve zamanı geldiğinde Rabbin sana gönlündekini verecek ve seni hoşnut kılacak." Bırakırsam düşerim, biliyorum.

Allah Kuluna Kafi Değil midir?

  Şimdiye kadar kim O'nun kapısına gittiyse geri çevrilmedi, Kainatlar kadar kusur batağına batmışlar bile orada güler yüzle karşılandı, günahlar yüze vurulmadı, sanki o kapıdan içeri giren günahkar değil de günahsızmış gibi ağırlandı, halbuki daha biraz önce saygısızlık yapmıştı ama görmezden gelindi. Çünkü o kerem sahibidir ve Kerim olduğu için ne olursa ol seni affeder.