Kedim Bile Uğramazken Evime
Güneşin ilk ışıkları ile gözlerimi açtım. Erken uyanmak eskisi kadar zor gelmiyor artık. Üstelik keyifli de olmaya başlamıştı. Ev çok kalabalık olduğundan yalnız kalma fırsatım olmuyordu erken kalkarak bu sorunu halletmiş oldum. En güzeli de güneşin doğuşuna şahit olmak.
Gece yanı başıma bıraktığım kitabı biraz okuduktan sonra akşam yarım bıraktığım günlüğümü tamamladım. Daha sonra kitaplığımı düzenledim. Geçen hafta aldığım ahşap çerçeve gözümü çarptı. Onu boyadım, sarıya...
Kimse uyanmadan kahvaltıyı hazırlamak istedim. Dedem uyandığında kahvaltı hazır olmayınca huysuzlanıyordu. Babam kahvaltı yapmadan gitmek zorunda kalıyordu. Küçük kardeşim de aç kalmayı hiç sevmezdi. Onu ne zaman görsem yemek yiyor. Bazen geceleri uyumayıp yemek yediğini düşünüyorum. Buzdolabında yiyecek hiçbir şey kalmaması da bu yüzden sanırım. Kahvaltı için gidip bir şeyler almam gerekecek.
Hızlıca hazırlanıp çıktım evden. Merdivenleri koşar adım indim. Apartmanın kapısını biraz hızlı kapatınca ilk kattaki amca biraz sinirlendi. Ben oradan uzaklaşırken arkamdan mırıldanıyordu. Yolda yürürken insanların arkamdan bir şeyler konuştuğunu fark ediyorum. Bunu hep yapıyorlar beni nerede görseler kendi aralarında bir şeyler konuşuyorlar. Bazen yüzüme acıyarak, bazen korkuyla bakıyorlar. Bunun için sinirlenmiyorum çoğu zaman. İnsanların dediklerini umursamadan yaşamayı öğrendim. Üstelik herkesi de seviyorum! Gülümseyerek yoluma devam ettim. -Mahallemizin dar sokakları, balkondan balkona uzanan ipleri, eskimiş binaların pencere önlerinde renkli çiçekleri vardı. Kimine göre kötü görünüyordu kimiyse samimi buluyordu.- Dar sokaklardan hızlıca geçip köşedeki bakkala girdim. İstediklerimi aldıktan sonra yeniden aynı sokaktan aynı bakışlara maruz kalarak eve dönüyorum. Bu defa apartmanın kapısını çok daha dikkatli açıp kapatıyorum amcadan ses çıkmıyor.
Merdivenlerden çıkarken apartmanın en tatlı ama en bahtsız teyzesi kapıya çıkıp "gel hadi bugün beraber kahvaltı yapalım" diyor. Onu kırmak istemediğimden kabul ediyorum bunu. Eve girince istemsizce yüzümü buruşturuyorum. Sanki günlerdir hava almamış gibi kokuyor. Bütün camlar kapalı perdeler örtülü. Bu ev önceden böyle değildi diye düşünüyorum. Daha canlı görünüyordu. Üstelik çiçekleri de solmuş. Önceden rengarenk çiçekler açardı burada. Bakınca mutlu olurduk. Ama neden diye sormak istemiyorum. Halime teyze yıllardır onu hiç ziyarete gelmeyen oğlunu bekliyor. Beklerken ömrünü de çürüttü çiçekler gibi... İnsan bir şey uğruna eskitiyorsa hayatını buna değdiği içindir. Tüm bunları düşünürken mutfağa çağırıyor beni. Oturuyoruz sadece. Hiçbir şey yapmadan. Daha sonra gözleri dolu sesi titreyerek konuşmaya çalışıyor Halime teyze.
- Çok bekledim. Kimse gelmedi.
- Biraz daha sabret Halime teyze, belki gelirler.
- Vazgeçtim. Gelmeseler de olur artık.
Gülümsüyorum buruk bir şekilde ellerini tutuyorum. Ben varım diyorum, ben her zaman gelirim yanına. O da gülümsüyor, saçlarımı okşuyor. Ona bakarken fark ediyorum ki insan en çok bulamadığını arıyor. Gelmeyeni, gidemediğini özlüyor. Bu bazen bir şehir oluyor, bazen bir kişi. Sanki baştan aşağı beklemekten yaratılmışız gibi. Sürekli bir şeyleri bekliyoruz. Beklemekten saçlarımız ağarıyor. Beklemekten eskiyor hayatımız. Halime teyze de böyle. Ama ona hiçbir şey söylemiyorum. Söylesem de beni duyamayacak gibi. Susuyorum. Biraz daha sessizce oturduktan sonra kalkıyorum. Kapıdan çıkarken dönüp bakıyorum halime teyzeye öylece oturuyor orada. Hiçbir şey yapmadan. Sessizce uzaklaşıyorum.
Merdivenlerden çıkarken bizim evin kapısında birinin olduğunu ve kapıyı yumruklanıdığını fark ediyorum hızlıca çıkıyorum yukarı. Mahir abi bu. Yüzü kıpkırmızı. Korku dolu ve sinir bir şekilde:
-Neredesin sen?
-Üç numaralı dairedeki teyzeyle kahvaltı yapıyorduk. Ne oldu?
-Merak ettim sadece.
Gülümsüyorum ona merak etme bir şey olmadı diyorum. Kapıyı açıp içeri giriyoruz. Elimdekileri mutfağa bırakıyorum. Poşetin içinden kedim için aldığım mamayı çıkarıyorum. Bak yine gelmemiş diye evin içinde elimde mamayla geziyorum. Mahir abinin yüzündeki korku gitmiş yerini merhametli bakışları almıştı. O bakışlarının ardından söylemek istediği bir şeyler var gibiydi.
- Bir şey mi söyleyeceksin Mahir abi.
- Üç numaradaki teyze...
- Evet
- Öldü, yaklaşık bir ay önce.
Kimse daha fazla konuşmuyor. Elimdeki mamayı kapının önüne bırakıyorum kedim eğer gelirse hala onu unutmadığımı bilsin diye.
*Başlık "Gripin - Beş" şarkısından alıntıdır.
Şüheda Yassıkaya
son zamanlarda okuduğum en iyi yazı
YanıtlaSilsonu çok güzel olmuş. bir anda her şey bambaşka oldu..
YanıtlaSilKalemine Kuvvet..! Twitterdayim takip et özlem giderelim.. :)
YanıtlaSilEderim tabii canım kullanıcı adını söyle :))
SilMevam_
Sil